<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hastalıklar</title>
	<atom:link href="http://www.hastalikbilgisi.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hastalikbilgisi.com</link>
	<description>Sağlık Bilgileri ve Hastalıklar Tanıtımı Hastalık Tedavi Yöntemleri Bitkisel Tedavi Yöntemleri Hastane ve Sağlık Kuruluşları</description>
	<lastBuildDate>Thu, 31 Mar 2011 20:07:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.3</generator>
		<item>
		<title>Yeni Annelerin Merak Ettikleri</title>
		<link>http://www.hastalikbilgisi.com/yeni-annelerin-merak-ettikleri</link>
		<comments>http://www.hastalikbilgisi.com/yeni-annelerin-merak-ettikleri#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 Mar 2011 20:04:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne & Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Anneliğe İlk Adım]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hastalikbilgisi.com/?p=68</guid>
		<description><![CDATA[Anneler, özellikle de ilk kez bu duyguyu tadan kadınların kafasında bebekleri doğduktan sonra hem bebeğin bakımı, hem de sağlığıyla ilgili birçok soru oluşur. Bu yazımızda annelerin bebekleri hakkında merak ettiği soruların yanıtlarını arayacağız… ‘Acaba bebeğim hasta mı?’, ‘Doğru emzirebiliyor muyum?’, ‘Bıngıldağı çökük ya da kabarık mı?’, ‘Doyuyor mu?’ gibi sorular kafaları meşgul eder. Özellikle ilk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hastalikbilgisi.com/wp-content/uploads/2011/03/annee.jpg" rel="nofollow"><img class="alignleft size-full wp-image-69" title="annee" src="http://www.hastalikbilgisi.com/wp-content/uploads/2011/03/annee.jpg" alt="" width="275" height="183" /></a>Anneler, özellikle de ilk kez bu duyguyu tadan kadınların kafasında bebekleri doğduktan sonra hem bebeğin bakımı, hem de sağlığıyla ilgili birçok soru oluşur. Bu yazımızda annelerin bebekleri hakkında merak ettiği soruların yanıtlarını arayacağız…<span id="more-68"></span></p>
<p>‘Acaba bebeğim hasta mı?’, ‘Doğru emzirebiliyor muyum?’, ‘Bıngıldağı çökük ya da kabarık mı?’, ‘Doyuyor mu?’ gibi sorular kafaları meşgul eder. Özellikle ilk kez anne-baba olanlar sürekli endişe içindedir. Oysaki bebekteki bazı durumlar sağlık durumu hakkında ipuçları veriyor.<br />
Bebeğin vücudunun sarı olması sarılığın; sürekli ağlaması, ateşinin yükselmesi veya normalin altında olması, karın şişliğinin; kusma, zayıf emme gibi bulgular ise enfeksiyon kaptığının habercisi.</p>
<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Kadir Şahin, yeni doğan bebeklerde özellikle bıngıldağa dikkat edilmesi gerektiğini söylüyor. Şahin, bıngıldağın çökük ya da kabarık olmasının menenjit, sıvı kaybı gibi önemli sağlık problemlerine yol açacağını belirtiyor.</p>
<p>Yeni doğan bebeğin kafasının üzerinde bulunan yumuşak bölgeler bıngıldak olarak adlandırılıyor. Bıngıldak, doğum sırasında kafatası kemiklerinin birbirine yaklaşmasını sağlayarak başın doğum kanalında ilerlemesini kolaylaştırıyor Ayrıca beynin en hızlı büyüdüğü dönemde, büyüme için gerekli alanı oluşturuyor. Başın yan kısmında bulunan bıngıldaklar, ilk 2 haftada, arka taraftaki ilk 3 ay, ön kısımdaki ise 9-18 ay içinde kapanıyor.</p>
<p>Dr. Kadir Şahin, bıngıldağın bu süreler dışında, daha erken kapandığının fark edilmesi durumunda doktora başvurulması gerektiğini söylüyor. Şahin, “Kafatasında sütür adını verdiğimiz, eklemlerin erkenden kapanarak, beynin büyüyüp gelişmesine engel teşkil eden hastalığın belirtisi olabilir.</p>
<p>Ön bıngıldağın çok büyük olması da normal değildir. Bu durum kemik gelişiminin yetersiz, kafa içinde sıvı toplanması, tiroit bezinin yetersiz çalıştığını gösterir. Bebeğin baş çevresi yakından izlenmeli ve herhangi bir olumsuz durumda doktora müracaat edilmelidir.” diyor.</p>
<p>Dikkat edilmesi gereken diğer bir durum da bıngıldağın normalden kabarık ve çökük olması. Şahin, menenjit, kafa içinde su toplanması, beyin kanamaları gibi bazı hastalıklarda bıngıldağın kabarık olduğunu ifade ediyor. Şahin, ayrıca vücudun su kaybettiği ishal gibi bazı rahatsızlıklarda ise bıngıldağın çöküklüğünün dikkat çektiğini söylüyor.</p>
<p><strong>‘Nasılsa geçer’ diyerek sarılığı ihmal etmeyin</strong></p>
<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Kadir Şahin’e göre yeni doğan bebeklerde ilk haftalarda en sık karşılaşılan sorunlardan biri de sarılık. Anne karnındaki bebekte oluşan sarılık maddesi (bilirubin), plasenta yoluyla anneye geçerek anne karaciğerinde işlenir. Dolayısıyla, bebek bu bilirubinden zarar görmez. Doğumdan sonra bebekteki bilirubin düzeyi yavaş yavaş yükselmeye başlar.</p>
<p>Sarılığın en büyük sebebi bebek karaciğerinin bilirubini tutma ve değiştirme sürecindeki enzim eksikliğidir. Sarılık, birçok bebekte görülür ve tedaviye gerek kalmadan geçer. Ancak mutlaka doktor takibi altında bu dönemin geçirilmesi gerekiyor. Çünkü yüksek seyreden sarılığın teşhis ve tedavisinde geç kalınması halinde kernikterus denilen hastalık görülebilir.</p>
<p>Bilirubin beyinde birikir, bazal ganglion denilen bir bölgeyi etkiler ve beyin hasarına yol açar. Bebek; 2-7. günlerde gevşeklik, tiz sesli ve güçsüz ağlama, yavaş refleksler, zayıf ve isteksiz emme, kusma, ateş, havale gibi belirtiler gösterir. Ve bu bebeklerin yüzde 50′si hayatını kaybeder. Bebeğin vücudunda sararma ve bu belirtiler varsa, ‘nasılsa geçer’ demeyin ve mutlaka çocuk doktoruna danışın.</p>
<p><strong>Bebeklerde ilk haftalarda nelere dikkat edilmeli?</strong></p>
<p>Kundağa sarmayın. Kundak, kalça çıkığı riskini artırır.</p>
<p>Göbek bağı henüz düşmemiş olduğu için bebek küvetinde yıkamak yerine bebeği sünger ya da ıslak bir bezle silin.</p>
<p>Doğumdan sonra ilk 48 saat içinde ilk kakasını hâlâ yapmamış ise mutlaka doktora başvurun.</p>
<p>Konak, yani bebeklerin kafa derisinde oluşan kalın, sarı kabuklar elle kaldırılmamalı. Bir hastalık belirtisi olmayan bu kabuklar, zamanla kendiliğinden geçer.</p>
<p>Sürekli öpmeyin. Doğduğunda bağışıklık sistemi henüz gelişimini tamamlamamıştır, bebek birçok enfeksiyona açıktır.</p>
<p>Bebek yatağı annenin odasında olmalı, fakat bebek yalnızca kendi yatağında yatırılmalı. Bebek uykusu geldiğinde ama uyumadan önce yatağına yatırılmalı, böylece kendi yatağında uykuya dalmaya alıştırılmalıdır.</p>
<p>Göbek bağı genellikle 2 hafta içinde düşer. Bu süre içinde düşmemiş ise doktora başvurulmalı.</p>
<p>Emzirme sıklığı ve süresi bebeğin isteğine göre ayarlanmalı. Bebek iyi beslenemediği zaman ateşi yükselir, ağlar ve ağzı dili kurur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hastalikbilgisi.com/yeni-annelerin-merak-ettikleri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeklerde Beslenme</title>
		<link>http://www.hastalikbilgisi.com/bebeklerde-beslenme</link>
		<comments>http://www.hastalikbilgisi.com/bebeklerde-beslenme#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 Mar 2011 19:51:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne & Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Sütü]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeklerde Beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hastalikbilgisi.com/?p=64</guid>
		<description><![CDATA[Anne sütü tartışmasız bebeğiniz için en iyi besin kaynağıdır. Ancak bebeğiniz anne sütü alamıyorsa, onu en doğru şekilde beslerken hastalıklara karşı da korumak istiyorsanız içiniz rahat olsun: Bu dönemde bebeklerin besinsel ihtiyaçlarına göre hazırlanmış devam mamaları sağlıklı büyüme ve gelişme için anne sütünden sonra en doğru, en sağlıklı alternatiftir. Bebeğin sağlıklı büyüme ve gelişimi için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hastalikbilgisi.com/wp-content/uploads/2011/03/bebek.jpg" rel="nofollow"><img class="alignleft size-full wp-image-65" title="bebek" src="http://www.hastalikbilgisi.com/wp-content/uploads/2011/03/bebek.jpg" alt="" width="275" height="183" /></a>Anne sütü tartışmasız bebeğiniz için en iyi besin kaynağıdır. Ancak bebeğiniz anne sütü alamıyorsa, onu en doğru şekilde beslerken hastalıklara karşı da korumak istiyorsanız içiniz rahat olsun: Bu dönemde bebeklerin besinsel ihtiyaçlarına göre hazırlanmış devam mamaları sağlıklı büyüme ve gelişme için anne sütünden sonra en doğru, en sağlıklı alternatiftir.<span id="more-64"></span></p>
<p>Bebeğin sağlıklı büyüme ve gelişimi için ilk bir yıl inek sütü kullanılmaması gereği tüm bilimsel çevreler tarafından kabul edilmiş bir gerçektir. Büyüme ve gelişmenin en hızlı olduğu hayatın ilk bir yılında bebeğinizin sağlıklı ve doğru beslenmesi kadar mide barsak enfeksiyonları, allerji ve ishale karşı korunması da önemlidir.<br />
<strong>FONKSİYONEL BESİNLER NE DEMEKTİR?</strong><br />
Günümüzde sağlık için faydalı besin maddeleri araştırma çalışmaları yoğun olarak yapılmaktadır. Bu çerçevede değerlendirilen en güncel bilimsel gelişmelerden biri olan “Fonksiyonel Besinler,” “Sağlıklı Besinler” (Healthy Foods) olarak da adlandırılır. Fonksiyonel besinler, doğru ve dengeli bir beslenme sağlama haricinde, hastalıkların tedavisi de dahil olmak üzere tıbbi, koruyucu, faydalı ve sağlığa katkıda bulunan besinlerden oluşan bütünsel bir kavramlar dizisi olarak tanımlanabilir.</p>
<p><strong>PROBİYOTİK BESİN NE DEMEKTİR?</strong><br />
Bu kavramlardan birisi probiyotik besindir ve tüketilmesi barsak florası için faydalı etkilere sahip canlı bakteriler bileşimini içeren besinler olarak tanımlanırlar. Probiyotikler, anne sütüyle beslenen bebeklerin barsak florasında yoğun olarak bulunur.</p>
<p><strong>BEBEK İÇİN PROBİYOTİKLERİN FAYDALARI NEDİR?</strong><br />
Probiyotikler doğal korumayı temin eder. Bağışıklık sistemini destekler, hastalık yapan mikroorganizmaların üremesine engel olurlar. Hastalıklara karşı direncin artmasını sağlarlar. İshal ve allerjinin önlenmesi ve iyileştirilmesinde önemli faydaları vardır. Sindirimi kolaylaştırır, vitaminlerin sentezinde rol oynarlar.<br />
<strong><br />
BEBEK MAMALARINA PROBİYOTİK İLAVESİ MÜMKÜN MÜDÜR?</strong><br />
Bebek mamalarına probiyotik ilavesi yapılabilmesi ancak çok ileri teknolojinin kullanıldığı sistemlerde mümkündür.</p>
<p>Probiyotik etkilerinin klinik çalışmalarla kanıtlanmış olmasının yanı sıra, bebek mamalarına ilave edilen probiyotiklerin, faydalı olabilmesi için taşıması gereken en önemli özelliklerden biri insan kaynaklı olmalarıdır.</p>
<p>Çünkü probiyotik ilavesi değil, doğru anne sütüyle beslenen bebeklerde mevcut olan probiyotik ilavesi önemlidir.</p>
<p><strong>PROBİYOTİK İÇEREN BEBEK MAMASI ÜLKEMİZDE MEVCUT MUDUR?</strong><br />
Anne sütü ile beslenen bebeklerde doğal korumayı sağlayan probiyotikler ülkemizde sadece ÜLKER HERO BABY 2 PROBİYOTİK devam mamasında kullanılmıştır. Bebeğinizi beslerken, onun aynı zamanda hastalıklardan doğal yollarla korunmasını sağlayacak çok yeni bir konsept olan fonksiyonel besinler Ülker Hero Baby 2 Probiyotik Devam maması ile sizlere ulaşıyor.</p>
<p>Ülker Hero Baby 2, anne sütü ile beslenen çocuklarda dominant etkileri klinik deneylerle kanıtlanmış olan b.bifidum&amp;b.longum türleri ile zenginleştirilmiş tek bebek maması olma özelliğini taşıyor. Ülker Hero Baby 2, 4. aydan itibaren anne sütü alamayan bebeklerde doğal korumayı sağlayan, büyüme ve gelişmeyi destekleyen besleyici devam sütüdür.</p>
<p>• Vücudun bağışıklıkla ilgili savunma mekanizmalarını güçlendirir.<br />
• İshal ve alerjiyi önler.<br />
• Sindirimi kolaylaştırır.<br />
• Enfeksiyonlara karşı direnci artırır.<br />
• Bebeğin özellikle bu dönemde artmış olan DEMİR, ESANSİYEL YAĞ ASİTLERİ ihtiyacını karşılar.</p>
<p>Ülker Hero Baby 2 Probiyotik Devam Maması, bebeğinizi mükemmel bir şekilde beslerken, aynı zamanda bağışıklık sistemini güçlendirir, hastalıklara karşı direncinin artmasını sağlar.</p>
<p><strong>DENGELİ BESLENME NEDEN ÖNEMLİDİR?</strong><br />
İlk bir yılda doğru ve dengeli beslenme eğitimde başarı, bağışıklık mekanizmasının gelişimi, vücut kompozisyonunun doğru gelişimi, sağlıklı çalışma gücünü sağlarken, ilk bir yılda yanlış ve yetersiz beslenme, uzun dönemde şeker hastalığı, şişmanlık, kalp hastalığı, yüksek tansiyon ve yaşlanmanın hızlanmasına neden olmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hastalikbilgisi.com/bebeklerde-beslenme/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Huş Ağacı İltihaplara Karşı</title>
		<link>http://www.hastalikbilgisi.com/hus-agaci-iltihaplara-karsi</link>
		<comments>http://www.hastalikbilgisi.com/hus-agaci-iltihaplara-karsi#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 Mar 2011 19:39:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şifalı Bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Huş Ağacı]]></category>
		<category><![CDATA[İltihapların Tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hastalikbilgisi.com/?p=60</guid>
		<description><![CDATA[Yarım veya bir tatlı kaşığı ince kıyılmış huş ağacı yaprağı, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır, 10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak içilir. Bedendeki sıvı birikimlerini (ödemleri), böb­rekleri kesinlikle yormadan veya tahriş etmeden çözebilir. İdrar kesesi iltihabına ve idrar yolları iltihabına karşı etkiliciir. üzün süreli bitki çayı kullanımının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hastalikbilgisi.com/wp-content/uploads/2011/03/hus.jpg" rel="nofollow"><img class="alignleft size-full wp-image-61" title="hus" src="http://www.hastalikbilgisi.com/wp-content/uploads/2011/03/hus.jpg" alt="" width="180" height="240" /></a>Yarım veya bir tatlı kaşığı ince kıyılmış huş ağacı yaprağı, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır, 10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak içilir.</p>
<p>Bedendeki sıvı birikimlerini (ödemleri), böb­rekleri kesinlikle yormadan veya tahriş etmeden çözebilir. İdrar kesesi iltihabına ve idrar yolları iltihabına karşı etkiliciir. üzün süreli bitki çayı kullanımının sonucunda, bedendeki ürik asit dü­zeyi aşağı çekilebilir. Romatizma, gut ve artrit ra­hatsızlıklarına karşı da kullanılabilir.<span id="more-60"></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hastalikbilgisi.com/hus-agaci-iltihaplara-karsi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Popüler Diyetler</title>
		<link>http://www.hastalikbilgisi.com/populer-diyetler</link>
		<comments>http://www.hastalikbilgisi.com/populer-diyetler#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 Mar 2011 17:05:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet & Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Diyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hastalikbilgisi.com/?p=55</guid>
		<description><![CDATA[Tüm dünyada büyüyen obezite dalgası, “düşük yağlı” bes­lenme önerisiyle direkt olarak ilgilidir. Çelişkili bir biçimde, yağdan uzak durmak bizi daha da yağlı yapıyor. Şu anda en ge­çerli olan diyet biçimi -düşük karbonhidrat, bol protein diyet­leri- eğer sadece tartıdaki rakamla ilgileniyorsanız, geçici so­nuçlar sağlayabilir. Genellikle bu diyetlerde fazla miktarda yağ bulunur – zehirli, atardamarları tıkayan yağlar.Bunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hastalikbilgisi.com/wp-content/uploads/2011/03/diyet.jpg" rel="nofollow"><img class="alignleft size-full wp-image-56" title="diyet" src="http://www.hastalikbilgisi.com/wp-content/uploads/2011/03/diyet.jpg" alt="" width="275" height="183" /></a>Tüm dünyada büyüyen obezite dalgası, “düşük yağlı” bes­lenme önerisiyle direkt olarak ilgilidir. Çelişkili bir biçimde, yağdan uzak durmak bizi daha da yağlı yapıyor. Şu anda en ge­çerli olan diyet biçimi -düşük karbonhidrat, bol protein diyet­leri- eğer sadece tartıdaki rakamla ilgileniyorsanız, geçici so­nuçlar sağlayabilir.<span id="more-55"></span> Genellikle bu diyetlerde fazla miktarda yağ bulunur – zehirli, atardamarları tıkayan yağlar.Bunu bir kena­ra bıraksak bile, aşırı protein incebağırsağınızı, böbreğinizi ve karaciğerinizi tehlikeli biçimde etkiler ve kemiklerinizi zayıfla­tır. Geçici olarak daha ince olabilirsiniz ama büyük ihtimalle artık sağlıklı olmazsınız.</p>
<p>Her şeye rağmen, Amerikalılar Atkins, South Beach, Sugar Busters, Weight Watchers, Zone, Kan Grubu Diyeti ve bunun gibi pek çok diyet programına ve ürünlerine yılda 40 milyar do­lardan daha fazla para harcıyor. Her program, kendi yemek lis­tesi ve yasakladığı yiyeceklerle hem çözüm üretiyor hem de aşın kilo ve obeziteye neden oluyor. Hepsinin ortak noktası, geleneksel düşük yağ/yiyecek piramiti veya tutucu VVeight VVatchers yaklaşımıyla, vücudunuzu kısmen ama yüksek oran­da asitli hale getirmeleri. Her biri, kanınızı kirletip pH dengesi­ni bozacak yiyecekler öneriyorlar. Dengesizlik sizi hasta ve ki­lolu yapabilir. Uzun vadede, büyük ihtimalle veremeyeceğiniz kiloların sahibi olursunuz ve yüksek protein diyetlerinde, eğer uzun süre devam ederseniz (genellikle bir yıldan fazla), ciddi hastalıklar ve rahatsızlıklar ortaya çıkabilir.</p>
<p>Bu doğru: Bilinen çoğu diyeti uyguladığınızda elde edeceği­niz tek şey istemediğiniz kilolar olacaktır; çünkü vücudunuz yağ depolayarak kendini asitlerden çaresiz bir şekilde koruma­ya çalışacak. İnanıyorum ki aşırı kilolar için tek gerçek ve kalıcı çözüm, vücudunuza sağlıklı ve alkalik kan temin etmek – bu, son zamanların popüler diyet listelerinde rastlayamayacağınız bir şey.</p>
<p>örneğin son zamanların en çok konuşulan diyetlerinden olan South Beach Diyeti’nde, yüksek kalitede yağsız protein, orta seviyelerde yağ ve karbonhidrat öneriliyor. Bence sorun, proteinin çok aşırı olmasının yanı sıra, yazarın dediğine göre tavuk, hindi ve yumurtadan alınması; bunların hepsi son dere­ce asitli ve proton açısından zengin. Örneğin Hindistancevizli Tavuk tarifini okurken, çok sayıda orta düzey alkalik malzeme­yi fark ettim -kuru ve taze soğan, sağlıklı Hindistancevizi sütü, zeytinyağı, macadamia, az miktarda baharat. Ama bunların hiçbirinin, tavuk ve şekeri de içeren diğer malzemeler nedeniy­le hiçbir önemi kalmıyor. Daha da ötesi, uzun süre pişirilen her şeyde elektron oranı azalır ve normalde sağlıklı olan yağ toksik-leşir. Bu yemeği yedikten sonraki dakikalar içinde kanınız ta­mamıyla asitlenir. Sınır Tanımayan Doktorlar Birliği tarafından yapılan Atkins diyetinin analizi, bu programın uygulanması sonucunda orta­ya çıkacak problemleri göstermiştir. Raporlar, üç aşamalı mö­nü programının doymuş yağ oranı bakımından son derece ko­lesterol dolu; lif miktarı, yedi anahtar vitamin ve mineraller ba­kımından ise çok düşük olduğunu göstermiştir. Program, açık­ça söylendiği gibi, protein bakımından zengin (kalorilerin üçte biri ile çeyreği arasında) ve karbonhidrat bakımından çok dü­şük seviyede (kalorilerin %3-22′si arasında). Ayrıca kalorilerin %45-64′ü yağlardan, yani kabaca çeyrek veya üçte bir oranda, kalp hastalıkları riskini yükselten doymamış yağlardan almıyor – her gün 38-45 gram arasında. Lifler, sadece koruma aşama­sında, günde 18 grama çıkıyor; bundan önce günde ortalama 2-7 gram arası lif alınıyor. Bu oranı, kronik hastalıklardan ko­runma ve kilo kontrolü için genel olarak önerilen 20-35 gram ile karşılaştırın. Atkins mönüsü de ölçülen bütün anahtar be­sinler bakımından oldukça eksik: kalsiyum, demir, C vitamini, A vitamini, folik asit, B12 vitamini ve tiamin (B grubuna ait, su­da çözülebilen bir vitamin). (Atkins programı da kalsiyum ve magnezyum takviyesi alınmasını öneriyor.) Genel sağlık bakı­mından gerekli miktarı bir kenara bırakalım; hastalıklardan korunmak için gereken günlük değerlerin son derece altında miktarlarla tatmin olacaksanız, durum bu. Son olarak, diğer bütün protein diyetleri gibi, Atkins de son derece asidik ve he­men hemen bütün proton zengini yiyecekleri içeriyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hastalikbilgisi.com/populer-diyetler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlık İçin Su Tüketin</title>
		<link>http://www.hastalikbilgisi.com/saglik-icin-su-tuketin</link>
		<comments>http://www.hastalikbilgisi.com/saglik-icin-su-tuketin#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 Mar 2011 16:54:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet & Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık İçin]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hastalikbilgisi.com/?p=52</guid>
		<description><![CDATA[Neyse ki bu nispeten çözülmesi kolay bir problem. Doğru suyu bulmak, sizin de göreceğiniz gibi işin bir kısmını halleder ama esas yapmanız gereken şey, suyu kafanıza dikmektir! Vü­cutlarına bu çok önemli elementi günlük olarak tedarik eden­ler, ısı düzenlemesinden toksin atımına, eklem yağlanmasın­dan yağ metabolizmasına kadar her şeyde kolaylık yaşarlar. Su, vücudunuzda meydana gelen her türlü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hastalikbilgisi.com/wp-content/uploads/2011/03/su.jpg" rel="nofollow"><img class="alignleft size-medium wp-image-53" title="su" src="http://www.hastalikbilgisi.com/wp-content/uploads/2011/03/su-300x209.jpg" alt="" width="300" height="209" /></a>Neyse ki bu nispeten çözülmesi kolay bir problem. Doğru suyu bulmak, sizin de göreceğiniz gibi işin bir kısmını halleder ama esas yapmanız gereken şey, suyu kafanıza dikmektir! Vü­cutlarına bu çok önemli elementi günlük olarak tedarik eden­ler, ısı düzenlemesinden toksin atımına, eklem yağlanmasın­dan yağ metabolizmasına kadar her şeyde kolaylık yaşarlar.<span id="more-52"></span><br />
Su, vücudunuzda meydana gelen her türlü biyolojik, mekanik ve kimyasal hareket sürecine yardım eder. Akciğerlerinizin, hareket ettirdikleri havayı nemlendirmek için suya ihtiyacı vardır. Sindirim sisteminiz, yiyecekleri sindirmek için günde litrelerce su kullanır. Beyninizin vücudunuzu yönetmek için yapacağı kimyasal reaksiyonları gerçekleştirebilmesi için suya ihtiyacı vardır. Pankreasınız midenizden çıkıp incebağırsağı-nıza girecek yiyecekleri alkalize etmek için suyu kullanır. Su cildinizi yumuşak ve esnek yapar, kandaki oksijen miktarını artırır, hücreler arası iletişimi artırarak hücrelerin normal elektriksel özelliklerini korur. Amerikan Beslenme Birliği’nin dergisinde yayımlanan bir çalışma, günde beş bardaktan fazla su içen bir kadının kalınbağırsak kanseri olma riskinin %45 daha az olduğunu göstermiştir. Aynı dergide yayımlanan baş­ka bir çalışma ise, günde 2,5 litre su içen birinin mesane kan­seri riskini %50 oranında, göğüs kanseri riskini ise %79 ora­nında azalttığını göstermiştir. Nevv York Hastanesi – Cornell Tıp Merkezi’nde üç binden fazla Amerikalı yetişkinle yapılan bir araştırma, günde içilen 8-10 bardak suyun eklem ve sırt ağ­rısı çekenlerin ağrılarını %80 oranında azalttığını ortaya koy­muştur. Çok su içmek, böbrek taşını önlemede de yardımcı olur.</p>
<p>Belki en çok ilginizi çeken nokta kilo vermek: Washington Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma bir bardak suyun, nere­deyse çalışmaya katılan herkeste açlık sancılarını yok ettiğini ortaya koymuştur. Ve Alman araştırmacılar su içmenin kalori yakma oranını artırdığını bulmuştur. Sadece 2 bardak su metabolik oranı 3 puan artırır ve bu oranı neredeyse yarım saat ko­rur. Bu bulguları Journal of Clinical Endocrinolog and Metabolism’de yayınladıkları zaman, bir yıl boyunca günde içilen 1,5 litre ilave suyun ekstra 17.400 kalori yakmayı başka bir ifa­deyle 2,5 kilo sağladığını hesaplamışlardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hastalikbilgisi.com/saglik-icin-su-tuketin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeğinizin Uzmanı Sizsiniz</title>
		<link>http://www.hastalikbilgisi.com/bebeginizin-uzmani-sizsiniz</link>
		<comments>http://www.hastalikbilgisi.com/bebeginizin-uzmani-sizsiniz#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Mar 2011 10:05:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne & Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeğinizin Uzmanı Sizsiniz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hastalikbilgisi.com/?p=47</guid>
		<description><![CDATA[Bebeğiniz dünyaya geldiğinde isteseniz de istemeseniz de, arkadaşınız olsun olmasın, her­kesin bebeğinizle ilgili tavsiye vermeye hazır olduğunu göreceksiniz. Bu tavsiyelerden bir kısmı gerçekten işinize yarayabilir. Deneyim sahibi anne-babalar nereden ayakkabı alınacağından çamaşırların nasıl yıkanacağına, ya da bebek ağladığında ne yapılacağına kadar pek çok işe yarar bilgi verebilir. Anne-baba olma yo­lunda tavsiyelerine güvenebileceğiniz kişilerin kıymetini bilin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hastalikbilgisi.com/wp-content/uploads/2011/03/anne-cocuk.jpg" rel="nofollow"><img class="alignleft size-medium wp-image-48" title="anne-cocuk" src="http://www.hastalikbilgisi.com/wp-content/uploads/2011/03/anne-cocuk-300x224.jpg" alt="" width="300" height="224" /></a>Bebeğiniz dünyaya geldiğinde isteseniz de istemeseniz de, arkadaşınız olsun olmasın, her­kesin bebeğinizle ilgili tavsiye vermeye hazır olduğunu göreceksiniz. Bu tavsiyelerden bir kısmı gerçekten işinize yarayabilir. Deneyim sahibi anne-babalar nereden ayakkabı alınacağından çamaşırların nasıl yıkanacağına, ya da bebek ağladığında ne yapılacağına kadar pek çok işe yarar bilgi verebilir. Anne-baba olma yo­lunda tavsiyelerine güvenebileceğiniz kişilerin kıymetini bilin ve ihtiyacınız olduğunda dene­yimlerinden faydalanın.<span id="more-47"></span></p>
<p>Diğer taraftan her tavsiye de size uyacak de­ğildir. Hangi tavsiyeye kulak asmayacağınıza karar vermekte pek zorluk çekmezsiniz. Mesela size yanlış gelen; bebeğinize yapamayacağınız ya da aranıza mesafe koyacak tavsiyelere uy­mamak akıllıca olacaktır.</p>
<p>Çocuk yetiştirme tavsiyelerinin talihsiz bir yanı da vardır. Bir anne olarak özgüveninizi yerle bir edebilir. Sezgileriniz size bir şey söyler an­cak anneniz, kayınvalideniz, kardeşiniz ve en yakın dostunuz buna karşı çıkabilir. Bunca ka­labalık karşısında iç sesinizi duyamaz olursu­nuz. Sizden deneyimli biri daha farklı bir yol izlemeniz gerektiğini söylediğinde yaptığınız­dan emin olmak zor olacaktır.</p>
<p>Bu sizin hatanız değildir. Bebeğinizi çok sev­diğinizden onun için en iyisini isteyeceksiniz. Uzun vadede onun mutluluğu için; bir kitabın, bir doktorun ya da sokakta karşılaştığınız yaşlı bir kadının söylemesi fark etmez neredeyse her şeyi yapmaya kalkarsınız. Minik ve yardıma muhtaç bir insanla ilgilenme sorumluluğu bir anneyi yıldırabilir. Ne kadar çabalarsanız çabala­yın, yaptığınız işin ağırlığını her daim üzeriniz­de hissedeceksiniz.</p>
<p>Bebeğinizin verdiği ipuçlarından onun ihti­yaçlarını karşılayabildiğiniz sürece, bu işte yeni olsanız da, bebeğiniz için verdiğiniz kararlara güvenebilirsiniz. Süreç içinde bazı önyargılarınız­dan kurtulacaksınız. Bebeğinizle geçirdiğiniz sü­re, bazen mantığa ayrı gelse de, sizi bu eşsiz bi­rey hakkında işin uzman yapacaktır.</p>
<p>Sezgilerine güvenen bir anne olmanız, çev­renizdekiler hata yaptığınızı söylediğinde sar­sılmayacağınız anlamına gelmez. Özellikle annelik dergilerinde yazılanları görünce doğru olanı yapıp yapmadığınızı düşüneceksiniz. An­neniz ya da en yakın dostunuz gibi değer verdi­ğiniz birinden bir tavsiye geldiğinde kendi kararlarınızın arkasında durmak kolay olmaya­caktır. Bir işte acemiyseniz, sevdiğiniz ve say­dığınız birinden onay almak istersiniz. Destek görmeden kendi bildiğiniz yoldan gitmek zor olacaktır.</p>
<p>Yeni anneler için istemedikleri tavsiye ve eleş­tirilere katlanmak büyük bir problemdir. Bağım­sız bir yetişkin olduğunuzu göstermek ya da an­neliğin sorumluluklarını kaldırabilme gibi pek çok duygusal mevzu ortaya çıkacaktır. Tartışma isteğiniz ağır basar, ancak böylesi duygusal bir dönemde ilişkiniz bozulmasın diye tereddüt eder­siniz. Ne diyeceğinizi bilemez olursunuz. Zaten hassas olan bir durumda yüzleşmek, pek iyi so­nuçlar doğurmaz.</p>
<p>Tavsiyelerde bulunan insanların içtenlikle si­zin için en iyisini istediklerini unutmayın. Sizi ve bebeğinizi çok sevdiklerinden, işleri sizin için kolaylaştırmak isteyeceklerdir. Bunu aklınızdan çıkarmayın ve onlara teşekkür edin. “Biliyorum benim zorlandığımı düşünüyorsun. İlgin için çok teşekkür ederim ama bebeğimi ağlarken gör­mek beni yıkar.” diyebilirsiniz. “Bu hafta bir ak­şam, yemek getirebilirsin belki.” deyip onlara başka bir yardım yolu önerebilirsiniz.</p>
<p>İyi niyetlerle birlikte, onların da kendi ebeveynlik tecrübelerini onaylatma ihtiyacıyla, tav­siyeleri birbirine karışır. Anneniz emzirmeyi tercih etmediyse sizin bebeğinizi emzirme kararını­zı endişeyle karşılayabilir. Sanki size yeterince iyi annelik yapmadığını ima ediyormuşsunuz gibi algılayabilir. Kendi asabi bebekleri, sözde uzmanların tavsiyeleriyle ağlamaktan yorgun düşerken, sizin kollarınızda sakin sakin duran bebeğinizi kıskanan bazı çiftler, her ne kadar piş­man olsalar da size tavsiyesine uydukları kitabı verebilirler. Yeni, gelişmiş ve psikolojik açıdan daha iyi olan bebek yetiştirme yönteminizle övünmek yerine, o insanların da kendi durumla­rına uygun olarak ellerindeki bilgilerle, ellerin­den gelenin en iyisini yaptıklarının farkına va­rın. Onların özellikle beğendiğiniz bir yöntemi varsa onun hakkında konuşmayı tercih edin. Bir süre sonra kimlerle bilgi paylaşımı yapabilece­ğinizi öğreneceksiniz.</p>
<p>Bilgi paylaşımı eleştirileri etkisiz hale getir­mek için iyi bir yoldur. Birkaç, temel gerçek ha­rikalar yaratabilir. Mesela; “en mükemmel be­sin olduğundan anne sütü çok çabuk hazmedilir ve bebek kısa sürede acıkır.” ya da “ilk 6 haf­tada daha çok kucağa alınan bebekler sonraları daha az ağlarlar.” gibi. Gerçekler üzerine tartış­mak zordur. Ayrıca “her bebek farklıdır.” diye­rek insanları atlatabilirsiniz. Veyahut “biz bebe­ğimizi tanıyoruz, böylesi işimizi görüyor.” de­yip konuyu değiştirebilirsiniz.</p>
<p>Bebek ağladığında ne yapılacağı ve nerede uyuması gerektiği en dikkat çeken iki tartışma konusudur. Genelde insanların istediği bebeğin bağımsız olabilmesidir. Eğer bebeğinizi sakin­leştirmek için fazlaca kucağınıza alırsanız, bazı­ları onu şımarttığınızı ve bırakmanıza izin ver­meyeceğini söyleyecektir. Unutmayın ki bebek­ler bir mantık dizgisi geliştirmezler. Anne-babasıyla yakınlık kurma ihtiyacını karşılamak, tüm hayatı boyunca annesine yapışıp kalmasına ne­den olmaz, aksine onu bağımsız olmaya hazır­lar. Bebeğinizle birlikte uyumak aşağı yukarı aynı eleştirileri getirir. İnsanlar erken yaşlardaki bağ­lılığın, ilerleyen yıllarda bağımsızlığı destekle­diği fikrini kabullenmekte zorlanırlar. Belki de kendi bağımsızlık anlayışları, güven ve itimat üzerine kurulu olmadığı içindir.</p>
<p>Çiçeği burnunda bir anne olarak eleştirileri olgun bir tavırla karşılamalısınız. Başka bakış açılarına da değer vermeli, her zaman haklı olduğunuzu savunmamalısmız. Kendinizi savunmaşız, kendine güvenemeyen ve de aşırı yor­gun hissederken bunu kabullenmek kolay olmayacaktır. Ama unutmayın, bebeğinizin uzmanı sizsiniz. Birkaç gün boyunca sürekli onunla bir­likte olmak size bu hakkı verir. Bu yüzden sezgilerinizi ve bebeğinizin ipuçlarını izleyin. Birkaç ay içerisinde mutlu ve huzurlu bebeği­niz, sizin ilgili bir anne olduğunuzun başlıca ka­nıtı olacaktır. Eleştirenler doğru yaptığınızı kabul etmek zorunda kalacak, siz de bir anne olarak kendinze güven kazanacaksınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hastalikbilgisi.com/bebeginizin-uzmani-sizsiniz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mükemmel Olmak Zorunda Değilsiniz</title>
		<link>http://www.hastalikbilgisi.com/mukemmel-olmak-zorunda-degilsiniz</link>
		<comments>http://www.hastalikbilgisi.com/mukemmel-olmak-zorunda-degilsiniz#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Mar 2011 09:50:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne & Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Çocuk İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Anne ve Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Mükemmel Anne]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hastalikbilgisi.com/?p=43</guid>
		<description><![CDATA[Bazı kadınlar doğuştan mükemmeliyetçidir ya da yetiştirilme şekilleri onları bu duruma ge­tirir. Hayatlanndaki her şey kusursuz olmalıdır. En iyi işte çalışmak, en mükemmel eşi bulmak ve en mutlu yuvayı kurmakla yükümlü hisse­derler kendilerini. Bazı kadınlar ise, anne olduklarında mükem­meliyetçi oluverirler. Çocukları için her şeyin eksiksiz olmasını dilerler. Kendilerinin hayatta karşılaştıktan olumsuzlukları, çocuklarının ya­şamasını engellemeye adarlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hastalikbilgisi.com/wp-content/uploads/2011/03/anne.jpg" rel="nofollow"><img class="alignleft size-full wp-image-44" title="anne" src="http://www.hastalikbilgisi.com/wp-content/uploads/2011/03/anne.jpg" alt="" width="258" height="195" /></a>Bazı kadınlar doğuştan mükemmeliyetçidir ya da yetiştirilme şekilleri onları bu duruma ge­tirir. Hayatlanndaki her şey kusursuz olmalıdır. En iyi işte çalışmak, en mükemmel eşi bulmak ve en mutlu yuvayı kurmakla yükümlü hisse­derler kendilerini.</p>
<p>Bazı kadınlar ise, anne olduklarında mükem­meliyetçi oluverirler. Çocukları için her şeyin eksiksiz olmasını dilerler. Kendilerinin hayatta karşılaştıktan olumsuzlukları, çocuklarının ya­şamasını engellemeye adarlar kendilerini. Bu şekilde çocuklannm ömür boyu mutlu ve sağ­lıklı bir hayat yaşayacaklannı düşünürler.<span id="more-43"></span></p>
<p>Hamilelikleri süresince iyi beslenip yasak yiyeceklere ellerini dahi sürmezler. Doğumla­rının en iyi hastanede en konforlu şekilde gerçekleşmesi için ellerinden geleni yaparlar. Anne sütünün bu dönem için en sağlıklı besin oldu­ğunu bildiklerinden minik bebeklerini mümkün olduğu kadar uzun emzirirler. Çocuklarının bo­yu akranlarına göre kısa ise panik olurlar.</p>
<p>Mükemmeliyetçiliğin bedeli çoğu kez ağır olur. Her ne kadar bebek gelişimi üzerine yazıl­mış kitaplan hatmedip, izlenmesi gereken tüm videoları izlemiş olsanız da, çocuğunuzun ha­yatı planladığınız gibi kusursuz olmayabilir. Zi­ra sizin yaklaşımınız, çocuğunuzun yaptığı hatalan kabullenmesini güçleştirecek ve bu da hatalannı görüp ders çıkarabilme kabiliyetinin ge­lişmesini engelleyecektir.</p>
<p>Her zaman mükemmel olmak, her şeyi doğ­ru yapmak, en iyisi için savaşmak zorunda de­ğilsiniz. Kendinizi içinizde var olan annelik güdüsüne teslim ettiğiniz takdirde, zaten bebeğini­zin ihtiyaçlarına karşılık verecek özelliklere sa­hip olduğunuzu fark edeceksiniz. Hem bebeği­nize, hem de kendinize hata yapma alanlan ver­meniz, aranızdaki ilişkideki hayal kınkhklarını azaltacaktır.</p>
<p>Emzirmeyi ele alalım. Anne sütünün bebek­ler için en iyisi olduğu, bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçek. Her ne kadar başlangıçta uzmanların tavsiyeleri üzerine emzirmeyi tercih ettiyseniz de, bir süre sonra bundan ne kadar ke­yif aldığınızı fark edip bebeğinizi mükemmeliyetçilik adına değil, aranızda oluşan bağın bü­yüsüne kapılıp emziriyor olacaksınız. Ancak eğer emzirme problemlerinizi çözemiyorsanız ve bu sizin için bir işkence haline gelmişse, bebeğini­zi, sütünüzü uygun aletlerle sağmak suretiyle bes­leyebilirsiniz.<br />
Kendi sağlık ve sıhhatiniz için emzirirken beslenmenize dikkat etmek gerektiğinin farkın­dasınız. Ancak bazen canınız abur cubur çeki­yor. Kremalı bisküvilere ya da cipslere dayana­mıyorsunuz. Kendinizi tutmanıza gerek yok. Hamilelik sonrası önerilen diyetlere harfiyen uymak zorunda değilsiniz. Ara sıra küçük kaça­maklar yapıp, ertesi gün sağlıklı beslenerek açı­ğı kapatabilirsiniz.</p>
<p>Mükemmeliyetçi annelerin takıldıkları bir diğer konu ise, bebeklerinin ağlamalarıdır. Be­beğiniz her ağladığında onu susturmanın müm­kün olmadığını kabullenmelisiniz. Ağlayan be­beğinizin ihtiyaçlannı karşılamak elbette ki gö­reviniz ancak yapabileceklerinizin sınırlı oldu­ğunu aklınızdan çıkarmayın. Bebeğinizi susturamadığmız zamanlarda kendinizi suçlamak yer­siz. Emin olun, dünyadaki en mükemmel anne<br />
bile bu konuda çoğu kez başarılı olamaz.</p>
<p>Evinizin her daim düzenli ve temiz olması gerekmez. Hiç kimse, vaktinin çoğunu bebeği­nin bakımına adayan yeni bir annenin evinin pı­rıl pırıl olmasını beklemez. Hayatın her alanın­da mükemmel olmaya çalışmak sizi fazlasıyla yorar. Bırakın sehpanızm üstünde biraz toz biriksin. Sizce minik bebeğinizin mi size daha çok ihtiyacı var, yoksa kirlenen pencereleriniz mi?</p>
<p>Ev işlerim ikinci plana atmanız, tüm işlerden elinizi ayağınızı çekmeniz anlamına gelmez. Etrafı göz zevkinizi tatmin edecek kadar toplayıp, hafif bir temizlik yapmak size iyi gelecek­tir. Tabii bu konuda da eşinizden yardım iste­meyi ihmal etmemelisiniz. Evinizin modader­gilerinde gördüğünüz o muhteşem evler gibi görünmesini istemeniz normal, ancak bunun için kendinize biraz zaman tanıyın. Günün bi­rinde çocuğunuz ya da çocuklarınız büyüdüğün­de hep hayal ettiğiniz evlerden birine sahip ola­bilirsiniz. Ama bebeğiniz tekrar bebek olama­yacaktır. Anın keyfini çıkarmaya bakın.</p>
<p>Kafanızdaki “mükemmel anne” imajı, anın tadını çıkarmanıza engel teşkil ediyorsa, derin bir nefes alıp, sahip olduğunuz şartlarda yapabileceğinizin en iyisini yapıyor olduğunuzu ken­dinize hatırlatın. Çocukluğunuzdan beri bilin­cinize yerleştirilen anne modelini bir kenara bırakip, bebeğinizle kurmuş olduğunuz diyalogun tadını çıkarmaya bakın. Her an bebeğinizle uyum içindeyseniz, bebeğinizin ihtiyaç duyduğu mü­kemmel annenin ta kendisisinizdir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hastalikbilgisi.com/mukemmel-olmak-zorunda-degilsiniz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çörek Otunun Faydaları</title>
		<link>http://www.hastalikbilgisi.com/corek-otunun-faydalari</link>
		<comments>http://www.hastalikbilgisi.com/corek-otunun-faydalari#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Mar 2011 19:34:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şifalı Bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Çörek Otu]]></category>
		<category><![CDATA[Çörek Otu Yağı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hastalikbilgisi.com/?p=39</guid>
		<description><![CDATA[Nigella Sativa, Ortadoğu ülkeleri arasında birçok derdin dermanı olduğu için “Habbat Al Barakah” ya da “Kutsanmış Tohum” olarak bilinir. Binlerce yıldır Ortadoğu, Asya ve Afrika’da kullanıldığı gibi günümüzde Amerika ve Avrupa’da da kullanılmaktadır. Origo Çörek Otu Yağı (Black Seed Oil) içinde barındırdığı; hoş kokulu yağlar, elementler, enzimler ve vitaminler gibi içerdiği yüzden fazla öğeden dolayı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hastalikbilgisi.com/wp-content/uploads/2011/03/cörekotu.jpg" rel="nofollow"><img class="alignleft size-full wp-image-40" title="cörekotu" src="http://www.hastalikbilgisi.com/wp-content/uploads/2011/03/cörekotu.jpg" alt="" width="256" height="192" /></a>Nigella Sativa, Ortadoğu ülkeleri arasında birçok derdin dermanı olduğu için “Habbat Al Barakah” ya da “Kutsanmış Tohum” olarak bilinir. Binlerce yıldır Ortadoğu, Asya ve Afrika’da kullanıldığı gibi günümüzde Amerika ve Avrupa’da da kullanılmaktadır.</p>
<p>Origo Çörek Otu Yağı (Black Seed Oil) içinde barındırdığı; hoş kokulu yağlar, elementler, enzimler ve vitaminler gibi içerdiği yüzden fazla öğeden dolayı oldukça faydalıdır. İçinde Omega 3 ve Omega 6 ihtiva eden % 58 oranında temel yağ asidi vardır. Bunlar, bağışıklık sistemini alerji ve enfeksiyonlara karşı güçlendirip dengeleyerek kronik hastalıklara karşı koruma sağlayan Prostaglandin E1 oluşumu için gereklidir. Bu oluşum sağlıklı hücreleri virüslerden koruyup tümör oluşumunu engeller.<span id="more-39"></span></p>
<p>Yağın sindirimi, lenfler vasıtasıyla yapılır bu sayede lenf sistemi arıtılıp öbek taşı oluşumu engellenir. Nigella Sativa yağı Tutankamon’un mezarında bulunmuştur. İyileştirici ve güzelleştirici özelliklerinden dolayı Kleopatra tarafından da kullanıldığı bilinmektedir.</p>
<p>Yunan filozof, Dioskorides; baş ağrılarını, burun tıkanıklıklarını, diş ağrısını ve bağırsak parazitlerini tedavi etmek için çörek otu kullanmıştır. Modern tıbbın babası kabul edilen Hipokrat, çörek otunu karaciğer ve sindirim rahatsızlıklarının devası olarak tanımlamıştır. Tıp tarihinin en ünlü kitaplarından biri olan “Canon of Medicine” ın yazarı olan İbn-i Sina, çörek otunun metabolizmayı uyardığını, uyuşuklu ve halsizliği engellediğini savunmuştur.</p>
<p>Modern tıp, bu bitkinin özelliklerini, uyarıcı etkilerini kullanarak hemoroit, hepatit, nezle, ishal, öksürük ve tenya gibi birçok hastalığın tedavisinde kullanmaktadır. Çörekotu ile ilgili ilk yazılı belge “Eski Ahit” de bulunmaktadır. Çörek otuyla ilgili en önemli sözlerden biri Hz.Muhammed’in (s.a.s) “Çörek otunu kullanın, ölümden başka her şeye devadır.” sözüdür.</p>
<p>1959′dan beri, laboratuar ve üniversitelerde 200 den fazla çalışma yapılmaktadır. Amerika’da Güney Carolina Hilton Head Island’da bulunan Kanser Araştırma Laboratuarında, şimdiye kadar yapılmış en kapsamlı çalışmalardan biri, %100 natürel çörek otu yağının (Nigella Sativa) tümör tedavisinde, kemoterapide görülen negatif yan etkileri göstermeyip büyük başarılar sağladığını kanıtlamıştır. Çalışmalarda Nigella Sativa’nın kemik iliği büyüme oranını %250 gibi bir rakama çıkardığı ve tümörün büyümesini %50 oranında azalttığı tespit edilmiştir. Bu durum, bağışıklık sistemini uyararak hücreleri virüslerin yok edici özelliğinden koruyan interferon üretimini arttırmaktadır. Araştırmacılar, Nigella Sativa’nın anti bakteriyel ve anti mikotik etkilerini onaylamış ve diyabet tedavisinde esas olan şeker seviyesini düşürmekte de faydalı olduğunu tespit etmişlerdir.</p>
<p>Son zamanlarda Aids konusunda yapılan bağımsız çalışmalar, çörek otunun doğal katil hücre aktivitesini arttırırken aynı anda yardımcı ve bastırıcı t hücreleri arasındaki oranı da geliştirip savunma sistemi üzerinde meydana getirdiği şaşırtıcı etkilerini ortaya çıkarmıştır</p>
<p>Münihli doktorların deneyimleri, aralarında polen ve toz alerjisi, astım ve deri iltihapları gibi hastalıkların bulunduğu alerjik durumların %70′inin Çörek Otu (Nigella Sativa) yağı ile tedavi edildiğini göstermektedir.</p>
<p><strong>*</strong>Vücuda kuvvet ve zindelik verir; bal ile macun yapıp yenebilir. Kan yapıcıdır; her sabah kuru üzümle beraber yenmeli.</p>
<p><strong>*</strong>Çocukların gaz ve sancılarında; bir miktar çörekotu tohumu, bir tane hindistan ceviziyle de dövülür ve tülbente konup, çocuğun ağzına tutularak emzirilir.</p>
<p><strong>*</strong>Kadınların hayzını söktürür. Anne sütünü artırır; balla yenmeye devam edilmelidir. Unutkanlığa faydalıdır, balla macun yapılıp yenmeli.</p>
<p><strong>*</strong>Mide ve bağırsaktaki gazları söker, hazmı kolaylaştırır, iştah açar; ekmek ve keklere katılırsa da şişlik yapmaz.</p>
<p><strong>*</strong>Böbrekteki kum ve taşları döker; şerbeti içilir veya 4 bardak suya 3 çorba kaşığı çörek otu dövülerek konur, üzerine 1 çay kaşığı sözme bal konur. Kaynatılıp süzülür. Günde üç kere 1′er çay bardağı içilir.</p>
<p><strong>*</strong>Felç ve kazıklı hummaya (tetanoz) faydalıdır; çörek otu yağı burundan faydalıdır.</p>
<p><strong>*</strong>Öksürük, balgam, nefes darlığı ve romatizmaya faydalıdır; balla karıştırılıp yenir veya macun yapılır. Grip ve nezleye, baş ağrısına; yağı burundan damlatılır veya çörek otu bir müddet sirke içinde bekletildikten sonra alınarak toz haline getirilir, enfiye gibi burna çekilir veya tohumları kavrulur, tütsüsü burna çekilir.</p>
<p><strong>*</strong>Kulak için, sonradan meydana gelen üşütme, rüzgâr alma, iltihap tıkanıklıklarında; çörek otu yağı kulağa damlatılır.</p>
<p><strong>*</strong>Diş ağrısı ve diş iltihaplanmalarında kullanılır; çörek otu sirke ile kaynatılıp ağızda gargara yapılır.</p>
<p><strong>*</strong>Bağırsak ve karındaki kurt, parazit ve solucanları öldürür; sirke ile kaynatılıp aç karnına içilir.</p>
<p><strong>*</strong>Basura faydalıdır; sirke ile kaynatılıp basura sürülürse veya yakılır elde edilen külü içilir veya acı kavun suyu ile merhem yapılır sürülürse faydası görülür.</p>
<p><strong>*</strong>Vücudun muhtelif yerlerinde sızısı olanlar; sabunlu sıcak su ile yıkanır, çörek otu kavrularak dövülür ve yıllanmış zeytin yağı içine konur. Bu yağ sızılı kimsenin tepesinden ayağına kadar sürülür, hasta giydirilir. Soğuk rüzgâr değmeden yatağa yatırılır, iyice terletilir. Hasta terledikten sonra sızılar geçer ve vücut ipek gibi olur.</p>
<p><strong>*</strong>Sivilce, uyuz, egzama gibi cilt hastalıklarına faydalıdır; çörek otu sirke ile kaynatılıp sürülür.</p>
<p><strong>*</strong>Saçları besler, kepeği önler; çörek otu yağı saçlara sürülür.</p>
<p><strong>*</strong>Çörek otu tütsüsü haşereleri öldürür.</p>
<p><strong>*</strong>Yorgunluk halini giderip zindelik verir.</p>
<p><strong>GENEL KULLANIM </strong><br />
Kanser ve AIDS‘ bağışıklık sistemini güçlendirir. Bronkodiletatör (bronşları genişletici) dür.</p>
<p><strong>Macun:</strong> 1kg bala, 200gr. Çörek otu öğütülüp karıştırılır. Bir kaba konur, üstü tülbentle örtülür. Üç gün üç gece ay ve yıldızları görecek şekilde bekletilir.Sonra bu macundan 3 çay veya 1 şeker kaşığı günde 3 kere aç karnına yenir.<br />
<strong><br />
*UYARI:</strong> Çörek otunun balla kullanımı tavsiye edilir. Yüksek dozajda almamak gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hastalikbilgisi.com/corek-otunun-faydalari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğanın Eczanesinden</title>
		<link>http://www.hastalikbilgisi.com/doganin-eczanesinden</link>
		<comments>http://www.hastalikbilgisi.com/doganin-eczanesinden#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Mar 2011 05:49:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şifalı Bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Doğanın Eczanesinden]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hastalikbilgisi.com/?p=34</guid>
		<description><![CDATA[Tansiyon Un: Yapıldığı tahılın besin değerlerini içerir. B vitaminleri, E vitamini, demir ve magnezyum açısından oldukça zengindir. Karaciğer: Bağışıklık sistemi, cilt ve keskin gözler için gerekli olan A vitamini açısından zen­gindir. Küçük bir porsiyonu, günlük A vitamini ve demir ile aylık B12 vitamini ihtiyacını giderir. İdrar yollan Nane: İdrar söktürücü özelliğe sahiptir. İçerdi­ği mentol, midenin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.hastalikbilgisi.com/wp-content/uploads/2011/03/sifali.gif" rel="nofollow"><img class="alignleft size-medium wp-image-35" title="sifali" src="http://www.hastalikbilgisi.com/wp-content/uploads/2011/03/sifali-300x210.gif" alt="" width="300" height="210" /></a>Tansiyon</strong><br />
<strong>Un:</strong> Yapıldığı tahılın besin değerlerini içerir. B vitaminleri, E vitamini, demir ve magnezyum açısından oldukça zengindir.<br />
<strong>Karaciğer:</strong> Bağışıklık sistemi, cilt ve keskin gözler için gerekli olan A vitamini açısından zen­gindir. Küçük bir porsiyonu, günlük A vitamini ve demir ile aylık B12 vitamini ihtiyacını giderir.<span id="more-34"></span></p>
<p><strong>İdrar yollan</strong><br />
<strong>Nane:</strong> İdrar söktürücü özelliğe sahiptir. İçerdi­ği mentol, midenin normal işlevini görmesine ne­den olur. Vücuda giren grip mikrobuna karşı sa­vaştığı gibi, ileri yaşlarda ülsere yakalanma ris­kini de azaltır. Sabahları mide bulantısını keser. Nane çayı, baş ağrısı, stres gibi hastalıkların ya­nı sıra mide yanmasına da birebirdir.<br />
Ancak nane çayını aç karnına değil tok karnı­na için.<br />
<strong>Elma:</strong> İçindeki C vitamini ve pektin oldukça faydalıdır. Kolestrolü düşürür, sindirim sistemini düzenler ve idrar ve hacet yollarındaki sorunları giderir.<br />
<strong>Kepekli ekmek:</strong> B3 vitamini, demir, potasyum ve folik asit içerir. Günde 2 dilim yemek iyi gelir. Fazlası idrar yollarına zararlıdır.</p>
<p><strong>Karın ağrısı</strong><br />
<strong>Papatya Çayı:</strong> Bağırsak yollarında toplanan gazı çıkartır, sindirim sistemini düzenler, mide ağrısını keser.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hastalikbilgisi.com/doganin-eczanesinden/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zerdeçal Mucizesi</title>
		<link>http://www.hastalikbilgisi.com/zerdecal-mucizesi</link>
		<comments>http://www.hastalikbilgisi.com/zerdecal-mucizesi#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Mar 2011 05:42:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şifalı Bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Zerdeçalın Faydaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hastalikbilgisi.com/?p=30</guid>
		<description><![CDATA[Yüksek oranda antioksidan içeriyor… Zerdeçalın her türlü kanser hastalıkları, diyabet, enfeksiyon hastalıkları başta olmak üzere 100′den fazla hastalığa iyi geldiğini biliyor muydunuz? Atatürk Üniversitesi (AÜ) Fen Fakültesi Kimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlhami Gülçin, Türkiye’de zerdeçalın kullanım alanının yaygınlaşması gerektiğini söyledi. TEZ ÇALIŞMASI YAPILIYOR Gülçin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yüksek lisans öğrencisi Tuğba [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hastalikbilgisi.com/wp-content/uploads/2011/03/zerdacal.jpg" rel="nofollow"><img class="alignleft size-full wp-image-31" title="zerdacal" src="http://www.hastalikbilgisi.com/wp-content/uploads/2011/03/zerdacal.jpg" alt="" width="290" height="298" /></a>Yüksek oranda antioksidan içeriyor…</p>
<p>Zerdeçalın her türlü kanser hastalıkları, diyabet, enfeksiyon hastalıkları başta olmak üzere 100′den fazla hastalığa iyi geldiğini biliyor muydunuz?</p>
<p>Atatürk Üniversitesi (AÜ) Fen Fakültesi Kimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlhami Gülçin, Türkiye’de zerdeçalın kullanım alanının yaygınlaşması gerektiğini söyledi.<span id="more-30"></span></p>
<p><strong>TEZ ÇALIŞMASI YAPILIYOR</strong><br />
Gülçin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yüksek lisans öğrencisi Tuğba Ak ile birlikte zerdeçalda bol miktarda bulunan ”curcumin” maddesi üzerine bir tez çalışması yaptıklarını söyledi.</p>
<p>Zerdeçalın Ortadoğu mutfağında yaygın bir şekilde, halk hekimliğinde haplar şeklinde kullanıldığını ve günlük diyetle birlikte de alındığını ifade eden Gülçin, ”Zerdeçal, Ortadoğu mutfaklarında çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Zerdeçallı pilavlar, salatalar yaygındır. Zerdeçal büyük bir öneme sahipken, bizim buna yabancı kalmamız mümkün değildi. Biz de son zamanlarda sadece zerdeçalı kullanmak değil, zerdeçalda bulunan etkin madde olan ‘curcumin’ üzerinde çalışmalarımızı yoğunlaştırdık” dedi.</p>
<p><strong>YÜKSEK ORANDA ANTİOKSİDAN MADDE İÇERİYOR</strong><br />
Çalışmalarında, zerdeçal bitkisini antioksidan kapasitesini irdelemeye çalıştıklarını anlatan Gülçin, ”Özellikle antioksidan ve radikal giderme kapasitesini hem belirledik hem de bilinen standartlarla kıyasladık. Gerçekten yapmış olduğumuz çalışmalarda aynı konsantrasyona denk gelen standartlara karşılık zerdeçal ve dolasıyla curcumin molekülünün çok yüksek oranda antioksidan aktive gösterdiğini tespit ettik”’ diye konuştu.</p>
<p><strong>100′DEN FAZLA HASTALIĞA İYİ GELİYOR</strong><br />
Gülçin, zerdeçalın ve dolayısıyla curcuminin her türlü kanser hastalıkları, diyabet ve enfeksiyon hastalıkları başta olmak üzere 100′den fazla hastalığa iyi geldiğini, hatta bunlardan bazılarının gen seviyesinde iken engellediğinin tespit edildiğini ifade etti.</p>
<p><strong>BİR BARDAK SÜTE BİR ŞEKER KAŞIĞI ZERDEÇAL KATIN</strong><br />
Özellikle Türk mutfağında da zerdeçalın kullanım alanının yaygınlaşmasını tavsiye eden Gülçin, şunları kaydetti:</p>
<p>”Bilhassa çocuklara yönelik uygulamalarda özellikle sabah ve akşam yatarken bir bardak süte bir şeker kaşığı zerdeçal katıp çocuklara içirmek; hem bağışıklık sistemini kuvvetlendirir hem de olası hastalıklara karşı koruma ve direnç kazandırır. Kolon kanseri başta olmak üzere her türlü kanser hastalıklarına, diyabet ve enfeksiyon hastalıklarına çok iyi gelmektedir. Kışları her türlü hastalığa tedbir alıyoruz ama sonbahardan kışa doğru geçiş mevsiminde yeterince önlem alamıyoruz ya da güzel havaya güveniyoruz, dolayısıyla kış dönemlerinde enfeksiyon hastalıklarına çok daha sık yakalanıyoruz. Bunun için özellikle geçiş mevsimlerinde, enfeksiyon hastalıklarına karşı zerdeçal kullanılmalıdır.”</p>
<p><strong>”GEÇİŞ MEVSİMLERİNDE, ZERDEÇAL KULLANIMINA ÖNEM VERİLMELİ”</strong><br />
Doç. Dr. Gülçin, geçiş mevsimlerinde zerdeçal kullanımına biraz daha ağırlık verilirse, başta çocuklar olmak üzere, herkesin enfeksiyon hastalıklarından kendisini bir derece daha sakındırmış olacağını vurguladı.</p>
<p><strong>ZERDEÇALIN GÜNLÜK HAYATTA KULLANIMI</strong><br />
Zerdeçalın, Türkiye’de yetiştiğinin bilinmediğini, Ortadoğu’da ise çok yaygın bir yetişme alanına sahip olduğunu ifade eden Gülçin, diğer baharatlarda olduğu gibi günümüzde Türkiye’de hemen hemen bütün aktarlarda bol miktarda bulunduğunu kaydetti.</p>
<p>Zerdeçalın, salatalarda, pilavlarda taze olarak, kurusunun da baharat olarak kullanılabileceğini anlatan Gülçin, ”Zerdeçalın anayurdu Hindistan olarak bilinmektedir ancak günümüzde diğer baharatlar gibi tüm aktarlarda kolayca bulmak mümkündür. Her türlü kanser hastalıkları, diyabet, enfeksiyon hastalıkları başta olmak üzere 100′den fazla hastalığa iyi gelen zerdeçalın Türkiye’de kullanım alanının yaygınlaşması gerekiyor” dedi.</p>
<p><strong>GÜNLÜK 2-3 BARDAKTAN FAZLASI İÇİLMEMELİ</strong><br />
Birçok hastalığa iyi geldiği için ilaç sektöründe zerdeçalın çok yaygın bir kullanım alanı olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Gülçin, zerdeçalın şuana kadar bilinen bir yan etkisinin bulunmadığını ancak tüm faydalı yeşil drogların fazlasının zararlı olabileceğini, bunun için de çay olarak tüketiliyorsa günlük 2-3 bardak kullanılması gerektiğini vurguladı.</p>
<p><strong>ÇALIŞMASIYLA ”ONUR ŞEREF” SERTİFİKASI ALDI</strong><br />
Zerdeçal’ın yüzde 30′unu ”curcumin” molekülünün oluşturduğuna değinen Gülçin, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>”Biz de çalışmalarımızı bunun üzerine yoğunlaştırdık. Çünkü zerdeçalın etken maddesi biyolojik olarak zerdeçala aktiflik kazandıran curcumin molekülüdür. Bundan dolayı curcumin molekülü üzerine bir çalışma yaptık. Bir yıllık çalışmada deneysel çalışmadan sonra tezi tamamladık ve yayına dönüştürdük. ‘Antioxidant And Radical Scavenging Properties Of Curcumin’ adlı çalışmamız, ‘Chemico Biological Ineractions’ dergisinde hemen kabul edildi ve kabulü ile birlikte 50 civarında atıf aldı. Çalışma hem yurt içi hem yurt dışı bilim adaları tarafından çok güzel bir şekilde karşılandı. Özellikle online olarak bilim adamları çalışma hakkında bilgi istedi.”</p>
<p>Zerdaçalın, en can acılı noktasının ise yayınlanan dergide scopus arama motorunda en çok atıf alan makale olduğunu belirten Gülçin, Elsevier (ünlü bilimsel yayınevi) tarafından kendisine çalışmasından dolayı ”Onur Şeref” sertifikası verildiğini ifade etti.</p>
<p>AA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hastalikbilgisi.com/zerdecal-mucizesi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

